Zamandan Değil Çabadan Tasarruf Ediyoruz

Zamandan Değil Çabadan Tasarruf Ediyoruz

Son birkaç gündür üzerinde düşündüğüm insan davranışının manipülasyonu hakkında konuşmak istiyorum. Biz insanlar hangi şartlar altında alışkanlıklarımızı değiştiririz, kolayımıza geleni mi seçeriz yoksa başka etmenler de var mı?

Bu soruların cevaplarını aslında hepimiz biliyoruz çünkü hepimiz insanız. Dolayısıyla davranış değişikliğimizin altında yatan sebepler kendi benliğimiz ve genlerimizde saklı. Elbette bu konu çok geniş bir yelpazede incelenmeli -ki inceleniyor zaten ruh sağlığı alanında- ancak bu yazıda mercek altına alacağım alt başlık, bahsettiğimiz geniş yelpazedeki çok ama çok küçük bir yeri kaplıyor. Fakat buna rağmen bu küçük yerin davranışlarımızdaki sebep olduğu değişimlere örnekleri gördükçe şaşıracağız.

İnsanın olduğu yerde çan eğrisi vardır. Bunu unutmamalıyız. Sosyal bilimler, doğal bilimler gibi evrenin her yerinde ve her saniyesinde işleyen kanunlar ortaya koyamaz. Bu nedenle burada örneğini göreceğimiz şeyler bir çan eğrisinin tepe noktası için ideal konumdadır. Çan eğrisinin başladığı ve bittiği yerlere yakın pek çok insan için bu örnekler geçersiz olacaktır.

İnsanlar kolayına geldiği gibi hareket ederler. Bu kural hareketin -akımın- olduğu her şeyde geçerli sanıyorum. Elektrik akımı en kolay akabileceği yeri tercih eder. Suyun debisi suyun kolaylıkla geçebileceği yerlerde daha fazladır. İnsanlarda da durum farklı değil. Karar verirken, harekete geçerken bize en kolay geleni seçme eğilimindeyiz. Peki ama kolay nedir? Yani bir şeyin bizlere kolay gelmesi için biz insanlara hangi konuda tasarruf sağlaması gerekir?

Bizlere en büyük tasarrufları teknoloji sağlamıştır. O halde teknolojinin yaygınlığının ve kullanım kolaylığının son zamanlarda insanları hangi yöne ittiğine bakalım. Unutmayalım, bu sorulara hepimiz aynı yanıtları vermeyeceğiz ama bir çoğumuz aynı yanıtı vereceğiz.

  • Önceden dışarıda yemek bile yemeyen ama eve sipariş uygulamaları yaygınlaştıktan sonra sık sık bu uygulamalar ile eve yemek söyleyen kaç kişiyiz?
  • Yakındaki bir markete gidip alışveriş yapmak yerine aynı marketten eve sipariş verip kuryenin gelmesini bekleyen kaç kişiyiz?
  • Sinemaya gidip sinema salonunda film keyfi yerine belki Torrent belki başka ağlar aracılığıyla filmi indirip evde küçük ekranda izleyen kaç kişiyiz?
  • AVM'ye gidip üst baş almak yerine aynı AVM'den eve sipariş verip 3-5 gün kargonun gelmesini bekleyen kaç kişiyiz?

Çoğumuz yukarıdaki maddeler için "evet, bu benim" dedi. Bu maddeler üzerinde biraz düşününce şu kanıya varabiliyoruz: yemek siperiş etmek için uygulamada gezinirken bir yemek yapacak kadar zaman harcadığımız oluyor, AVM'ye gitmek yerine siteye girip kıyafet bakmak çok daha fazla zamana mal olabiliyor, market 3-5 dakika uzaklıkta iken eve sipariş verip yarım saat kurye bekliyoruz. Kısacası zaman harcamaktan çekindiğimiz falan yok. Fiziksel çabadan kaçınıyoruz. Zihinsel çabayı artırıp fiziksel çabadan kurtaran her türlü gelişime meyilliyiz. Sözünü ettiğim zihinsel çaba da çeşitlilik içerisinde boğulmaktır. Bundan da zevk duyuyoruz. Kıyafet mağazasında çeşit çeşit kıyafet deneyen ama büyük çoğunluğunu almayan bir insanın duyduğu zevk ile kocaman bir kitabevinde gezinen ve orada bulunan kitapların %99.9 unu ömrü boyunca okuyamayacak olsa bile kapaklarına bakarak zevk duyan kişi aslında aynı tadı alıyor.

Yukarıdaki örnekler insanların bu davranışını ortaya koyuyor, evet. Peki şimdi bu bilgiden faydalanarak tersi yönde bir geliştirme yapılamaz mı?

Düşünmeden edemiyorum. Toplumun gelişmesinde çok önemli yeri olan eğitim alanında çabadan tasarruf edip zihinsel aktiviteyi artıran gelişmelere yer versek öğrencilerin davranışlarında nasıl bir değişim gözleriz?